May 16
YaLnıZLıkLa DoLu HaReßemDe KRaLLaR Gißi YaŞıYoRuM...
Bazı akşamlar başımı pencereye dayar
Uzayıp giden ucu bucağı görünmeyen yollara bakar
Uzak çok uzaklara dalar gider gözlerim.

Geceler geceler boyu ağladığım geçmişime
Yaşamak zorunda kaldığım bahtı kara kaderime
Özlediğim çok özlediğim dillere destan sevgim
Geçmişte kaldı geçmişte...

Sevgiyle içten bir bakışına ömrümü verdiğim
Bir tatlı sözüne gençliğimi serdiğim
Bir gülüşü için acılarına sevgiyle sarıldığım
Yollarına dalımda filizlenen tomurcuk güllerimi serdiğim
Sevdiğim çok sevdiğim deliler gibi sevdiğim
Geçmişte kaldı geçmişte...

Adını gökyüzüne yıldızlarla yazdığım
Saçının her bir teline ömrümden bir yıl adadığım
Ömrümden koparıp onun ömrüne uladığım
Geçmişte kaldı geçmişte...

Bir ananın çocuğunun yolunu gözler gibi hasretle yollarını gözlediğim
Kapıdan attığı her adıma kurbanlar adadığım
Sesini her duyuşumda kendimi semalarda bulduğum
Geçmişte kaldı geçmişte...

Kalbime koyduğum aşkıyla destanlar yazdığım
Sevdası uğruna hayatımı yoluna koyduğum
yaradandan sonra tapılacaksa taptığım
Geçmişte kaldı geçmişte...

Küçük mutluluklarınım can damarı
Minik tebessümlerimin güç kaynağı
Küçük kalbime sığmayan büyük aşk deryası
Geçmişte kaldı geçmişte...

Aşkını ömrüme sığdıramadığım
İki tane gülüne gençliğini adadığım
Acı sonu karşısında bağrıma taşlar bastığım
Geçmişte kaldı geçmişte..
YÜREĞİNDE
Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim.
Ya da gözlerin denizin maviliğine daldığında…
Uzakta ufuk çizgisinde sadece dumanı görünen o geminin içinde benim olduğumu düşünmeni isterim.
Küçük bir meyhanede, rakıya meze yapıp içerken ve birbiri ardına özlem şarkılarını dinlerken yanında ben olmak isterim.
Çakır keyif olup, masadan kalktığında,
sokakta hafif hafif sallanarak yürürken de…
Beni hatırlamak istersen, her yeni doğan günle birlikte çıkarım karşına,
güneş olur ışığımla aydınlatırım seni.
Buram buram bir kahve kokusu olurum.
Sokakta oynayan çocukların sesinde işe gitme telaşına düşmüş insanların gözünde, yere düşmüş yaprakların çıtırtısında bulursun beni.
İstersen, duyduğun her ses beni hatırlatacaktır sana.
Bazen bir kuş olup öterim pencerende.
Bazen bir tren gibi tıkırtılarla geçerim önünden.
Sözlerini ezbere bildiğin ve söylemekten asla bıkmadığın şarkı olurum.
Sen o şarkıyı değil beni söylersin aslında.
Beni görmek istersen hep karşında olurum.
Gökyüzündeki beyaz bulutların arasındayım, ben.
Başını yukarı kaldırman yeterli beni görmek için.
Yolda rastladığın herkes benimdir aslında.
Dostlara selam verirken o selamı ben alırım.
Komşunun hatırını sorarken aslında bana “Nasılsın” demişsindir.
Benimle çıkarsın yola her sabah, akşam evine benimle dönersin.
Gittiğin her yere gelirim seninle.
Sen yorulduğunda yorulurum ben de.
Sen oturduğunda oturur, kalktığında kalkarım.
Eğer istersen bütün gece başucunda saçını okşarım sen uyurken.
Yüzünde gülümsemeyle uykuya dalışını izlerim.
Bana dokunmak istersen bir çiçeğin yapraklarında olurum ben.
Yeşilin, kırmızının, sarının mavinin en canlısındayım.
Elini uzattığın her yerdeyim.
Dokunmak istersen bana kendine dokun.
Çünkü ben her zaman sendeyim.
Dudaklarındaki ateşim, tenindeki sıcaklık.
Vücudunu ürperten rüzgârım ben.
Hep sendeyim ben.
Oradayım, beni görmek istediğin yerde.
YÜREĞİNDE…
Sus yüreğim. Feryat etme...
Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük çocuklara.
Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.
Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını.
Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin?
Anlarmıydın dilimden, konuşmadan susarmıydık öylece.
Yoksa yeni bir alfabemi yazardın her harfi bir çiçekten.
Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu.
İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu.
Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin?
Sağlam dur yüreğim...
Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden.
Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim... Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı...
Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik…
Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu?
Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum?
İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi?
Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde?
Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini... Üzerine sıçratma kuruntuları.
Zaten giderek büyüyor gece…
Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar?
Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden.
Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle.
Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi…
Kaç bahar olur bir ömürde kalbim?
Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi?
Sorma artık yüreğim.
Sus yüreğim,
Feryat etme…
YORGUN53 İLKER UZUN...