07 gennaio 








Tutamayacagım sözler VERMEM...Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM... Yaşanmışlıkları kolay SİLEMEM...Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEKTİRMEM... cesaretsizligi "gurur'la" ÖRTEMEM.. Yalan ve taktiklerle ugraşmayın, YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEM... Tutkularım var, VAZGEÇEMEM! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön DEMEM...SEVEN SEVER..SEVMEYEN yol alır GİDER!


Yüreğim o kadar -acı-yor ki. Uzattığım ellerimi bir şeyler kesiyor gibi, kanıyorum fakat kesilen ellerim değil de yüreğim kanıyor gibi. Hiç bir acı bu kadar işlememişti yüreğime derinden, hiç bir acı damarlarımda bu kadar dolaşmamıştı daha önce. Hiç bu kadar çaresiz ve göz yaşlarımın içinde boğulduğum bir halim olmamış meğer.
Şimdi ise, o yürek denen yerde yaşadığım azap dolu serüvenin patika yollarında iz peşindeyim. Öyle ki tüm izler sanki yaralarımdan dökülen kanlar gibi sıralanıyor önümde. Ama yüreğim bu kadar acı çekerken hiç bu kadar koşmak istememişti acıya doğru. Acı hiç bu kadar tatlı gelmemişti bana. “Acılar” adına inat, tatlı da olabiliyormuş anladım.
eski plaklardan yükselen bir ses çınlıyor şimdi kulağımda “öyle özledim ki sevgilim seni, hasret zincirini kırasım geldi” kırmak zorda olsa hasreti katlanmak boynumun borcu “sorma ne haldeyim” evet sorma sevdiğim sorma ne haldeyim ne haldeyim hiç sorma kokusunu bile bilmediğim sevgili sevdiğim sorma,
Öyle özledim, öyle istiyorum ki seni yüreğim -acı-yor şimdi. Öyle savunmasız öyle biçareyim ki ellerimi kollarımı bağladın sen, bense bu iplerden kurtulmak istemiyorum asla.
ve bir kez daha beliriyor ki dağ gibi önümüzde 'hasret' bizi daha çok vuracak gibi... her vurduğunda önce ki hasretliğimizi arar duruma geleceğiz biliyorum yani gün aktıkça geceye ve sabah pervasızca serildiğinde önümüze biz daha fazla hasret çekeceğiz biliyorum
Sana söz, yüreğimin üzerine koyduğum yüreğini hiç bırakmayacağım. Emin ol. Dediğin gibi sen beni öyle seveceksin ki benim Allah’ım şaşacak, ben seni öyle seveceğim ki yürek bile dayanamayacak sanacak ama yanılacak sevdiğim, yanılacak. Dayanacak bu yürek, hasreti bir sigaranın dumanı gibi çekip içime, kanayan damarlarımı dağlayacağım.
bil ki; böyle bir sevda hiç var olmadı daha önce, böyle hasret hiç çekilmedi derinden, ve böyle göz yaşı hiç dökülmedi gözlerden, böyle özlem vurmadı hiç bir sevdayı
ama biz 'böyle' ve 'hiç' ler karşısında dimdik durup birbirimizi sevmeye devam edeceğiz ve şunu da bil ki sevdiğim; seni seviyorum demenin anlamı sevgimin yanında hiç bu kadar sığ kalmamıştı daha önce.....
  
 

 
Ben senin yüreğinde bir kaçak yolcuydum..Mevsimsiz açan bir çiçektim.Oysa aşkın sadece kardelen sabrına ihtiyacı varmış.Bizimki bir hercai sevdasıymış..Aşk ne vaktinde olmalı ne vaktinden sonra..Aşk bazen hayata inan var olmalıydı..Bizimki bir hercai aşkı yabancı..Olması hata sayılan , olduğunda günah sanılanmış bizim aşkımız..Vakitsiz bulduk ,daha anlamadan bizi kayıp gittik bizden...

ÜZÜLME GİDİYORUM
Seçebileceğim onlarca yolu bırakıp
Yaşadığım onlarca ay ve günleri bırakıp,
Elimde hatıralarım, yüreğimde nefret
Bırakıp gidiyorum, anlıyacağınız kaçıyorum
Savaşmak yerine vazgeçiyorum,
Bütün kapıları kapatıyorum
Ve ben buralardan uzaklaşıyorum
Geri dönmek istemiyorum artık
Her vazgeçiş bir kaçış oldu bana
Dönüp bir kere daha acı çekmek istemiyorum
Senle olupta yalnız kalmak istemiyorum...

Her şeyi burada senle bırakıyorum…Sevgimi, umutlarımı, yarınlarımı… en kötüsü yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımı…. Hepsini sana bırakıyorum.
Sustum! Ne kadar susuLacaksa o kadar sustum! KendimLe konuşuyorum şimdi yaLnız...
YaLnız yüreğimLe dokunuyorum sesime Kimse duymuyor...

...susmaya gidiyorum birazdan dönerim...
bugün bir şiir bile uğramadı yanıma sana uğradı mı bilmiyorum pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla, balkona astığımız düşlerimizi içeri aldıktan sonra kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim../
..ayrılırkenn ama sen herkesin öğrettiğini yineledin şimdi aşk../..inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda deniz kabuklarından bir mumluk yapmıştım sana, vermeye zamanım olmadı şimdilerde içinde yakıyorum, sesini duyuramayan kelimelerimin yorgunluğunu biliyor musun../..bilmem sen cümlelerimin 1. Kordonuydun ..
..susmaya gidiyorum.../..birazdan dönerim.. acil servis gibi yetiştim bütün kanamalı sevdalarıma yanlarına gittiğimde, odaları boştu, çarşafları temiz bir küçük not bile yoktu../kurtardığınıziçin teşekkür ederiz.. bu yüzden emekliliğimi istedim yorgun aşkların baş hekiminden tazminatım suskunluk beni ait olmadığım şehirlerde aramayın, adresimin RİZE...
Bazen susmak gerekiyormuş,bazen bomboş bakmak gerekiyormuş hayatın yalanlarına.. Anlamaya çalışmak saçmalık..! Anlamadan yaşamak gerekiyormuş.. Ama bazen! Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına.. Zaman değilmiş gideni getiren.. Aslında zamanmış var olanı götüren..!
Bu şiirler, bu yazılar,ne geri dönmen için,nede uzaklarda acı çekmen için.
Bunlar aslında gelip geçen bir fırtınanın dumanına sarıp sarmaladıklarından sadece bana kalanlar sevdiğim...
Belki de söylediğimi sanıp ta aslında hiç söyleyemediklerim…
Seninle yaşamaktan vazgeçtim artık, Senden vazgeçtim. Çıkardım seni hapsettiğim kalbimden Görüş günleri yok Tahliye oldun artık,çıkıp gidebilirsin Özgürlüğüne kavuşabilirsin Eğer istersen benide atabilirsin kalbinden, Ve sonsuza kadar sevmeyebilirsin, Silip atabilirsin herşeyi Yakıp yıkabilirsin, Ardına bile bakmadan çekip gidebilirsin.
SaDeCe KaRaLaYaCaĞım DefTerim ile HaYaTıMı İsTiOrum
Şimdi ne olacak benim gözyaşlarım , ne olacak söylesene .
Bak akıyor gözlerimden durdurmak ne mümkün.
Bir ömür Boyunca bir inci tanesi gibi akacak gözyaşlarım.
Bir gözyaşı şişesine muhtaç yüreğim. Bir gözyaşı şişesine sakladım umutlaramı.
Ümitlerimi akıttığım her gözyaşında tükettim. Ne olacak benim ümitlerim.??
Gözyaşı şişeleri ne kadarda anlamlıymış meğer.
Ne kadar da çok sevdayı barındırırmış içinde.
Sadece susupda sessizce ağlamak ahhh her zaman mümkünmüdür??.
Hayır mümkün değildir. Aşk için söylenen sözler bitermi bir gün sence?? Bitmezki.
Her gecenin koynunda bitiyorsa aşklar bitmezki ona söylenen sözler.
Arkasından dökülen sessiz yaşlar. Bir süre gözlerin ağlar.
Gelir teselli olur bir iki iyi dost.
Ya yürekten kanayanlara ne merhem olurki kalp acılarına.
Hangi söz dindirebilirki damarlarından kanın çekilip gitmesine. Bilseki insanlar , ölüm çaredir her gidenin acılarını dindirmeye ,
inan gönüllüler çıkardı bir yerlerden.
Ama çare değilki ölmek sadece yok olmanın adımıdır ki ölüm.
Yada yok olurmuki öldü demekle her şey.
Şimdi yalnızlığımla kalmak istiyorum kendi başıma.
Hüzünlerimi yüzüme bir tebessümmüşçesine yakıştırmak istiyorum.
Dost sohbetleri merhem olmuyorki yarama.
Yar sarmayınca yaralarımı kapanmıyor ki işte.
Kapanmıyor hiçbir yaram. İçimde kocaman bir kara delik .
Tamda göğsümün sol tarafında adına kalp diyorlarmış , işte orası orası acıyor.
Belkide tüm dertlerimi çekmeliydim tek başıma ,
gönül postalarımı tek başıma okumalıydım.
Acımıda tek başıma sadece ben ve kalbim beraber çekmeliydim.
Anlamsız yere üzmemeliydik başka insanları.
İzin vermemeliydik yaralı kalbimi sarmaya çalışmalarına. Artık dert dediğim benim kalbimde , konuşmayacağım . Susacağım .
Kendi içimde yaşayacağım her şeyi. Sadece karalayacağım kara kaplı defterlerime.
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum…
Ya ben sevgiyi bilmedim hiç, Yada zaten yaşamamıştım senden önce, Şimdi anladımki ne kadar yalnız bir yaşama, Sahipmişim meğer.....
Biliyormusun? sevgi bir sanattır, Renklendirmesini bilene, Yüzmektir yüzmesini öğrenene, Ansızın aklına düşmektir, Özlemektir cığlık cığlığa yürekte....
Her yağmurda biliyorum, Gönlüme cok yakınlardasın, Hasret cekmesini bilenindir aşk, Kavuşmanın güzelliğinde....
Özlüyorum cok seni sevdiğim, Bir çağlayandır sevgin kurak gönlümde, Suskunluğun dilini sevmiyorum, Bir ses,bir nefes bekliyorum kalbinde....
Küstürmüş madem hayat seni yaşama, Sev beni,sarıl bana ve aşkımıza, Mahrum etme sevgimizi yaşamaya, Yağmurdur sevgin hep yağar durur...
Bırak elleme yağmurlarımı, Bahardır,hayattır,cansuyudur yağmur, Gel ne olur, sevgi yağmurlarımızda bulalım huzur......
Bırak yağsın, Sevgimize elleme, Bahardır gönlümüzde, Hayattır yüreğimizde, Yağmur.. sakın elleme yağmurlarımı, suya hasret gönlümün....
AYRILIGIN İLANI
Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli...
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin
bana Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi...
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın.
Ah bu sorular...
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bir tanem! Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacaK kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
BİLMEM Kİ BU DÜNYA YA NİYE GELMİŞİM KİMSEYE DÖKECEK YAŞ YOK ARTIK...
24 ottobre

BİR AŞKI YAŞAMAK,SEVMEK,BU KADAR ZOR OLMAMALIYDI.
KİME TUTUNSAM BENİ YARI YOLDA BIRAKTI.
OYSA İSTEDİĞİM ŞEY,BENİM SEVDİĞİM KADAR ONLARINDA BENİ SEVMESİYDİ.
ACI ÇEKMEK,YAŞAMIMIN OLMAZSA OLMAZI OLDU ARTIK.
ŞİMDİ KENDİMİ AKIŞA BIRAKTIM,BİLİYORUM Kİ HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMİYECEK...
YORGUN53 İLKER UZUN...
Yazma artık dedi içimdeki ses…
Umut yok, mutluluk yok satırlarında…
Sadece aşk ve нüzüη tamamlıyor her cümle sonunu…
Beni en iyi tanıyan, en iyi bilen içimi dinledim, baraktım kalemi kâğıdı…
Diyemedim ki; aşkın olmazsa olmazıdır нüzüη…
нüzüη уσкѕα єкѕιктιя αşк… αşк уσкѕα єкѕιктιя уαşαм…
нüzüη вєηιм α∂ıм, нüzüη ѕєηιη уüzüη…
α∂ıм… нüzüη… уüzüη…
Eksildim kaç kere, kaç kere çoğaldım yeniden…
Kaçıncı kucak açışım aynı aşka,
kaçıncı vazgeçişim bilemedim…
Susuyorsun deme bana…
Susuyorum işte, sana susuyorum…
Susadıkça ellerine, нüzüηℓєяιм çoğalıyor…
Yazmadan dökemiyorum içimdeki zehiri,
Beyaz bir sayfayı karalamadan, kendimi temize çekemiyorum…
Sustur içindeki ümitsizliği diyorsun, yüreğim hepten susuyor…
Yüreğim sustukça sana susuyorum…
Ve susadıkça gözlerine, yangınım büyüyor…
Yüzüm bahara koşuyor, içim aşka…
Sen, aşk, bahar,нüzüη…
Ne güzelsiniz bir arada, bahar sana,
sen aşka, aşk hüzne ne güzel yakışmakta…
Sen hala нüzηü bırak diyorsun,
seni bırakmak mı şaka ediyorsun, deyip üstünde durmuyorum…
ѕα∂є¢є ѕυѕυуσяυм... ѕυѕтυкçα ѕυѕυуσяυм…
ѕυѕα∂ıкçα уüяєğιηє, уüяєğιмι zαρт є∂ємιуσяυм…
YORGUN53 İLKER UZUN...

  
Bu gece seninle son kez buluşuyorum Son kez kadeh kaldırıyorum şerefine Ve son kez dinliyorum şarkımızı Bu gece uzun olacak biliyorum Çünkü bütün sonları yaşayacağım bu gecede Son kez bakacağım en güzel resmine Bir kez daha anlatacağım aşkımı Sana anlatır gibi Belki yüzbininci kez Ama bu son olacak Sonra dans edeceğim hayalinle Yorgunluktan düşene kadar Hiç durmadan dans edeceğim Çünkü son dansımız olacak Ve son bir şiir yazacağım senin için Son sigaramı içerken karalayacağım mısraları Acıyı, sevinci, gözyaşını sığdıracağım bir sigara paketinin üstüne Yeşili anlatacağım ve maviyi Bir mısrada beyaz olacağım Bir mısrada siyah Seni yazacağım tüm çıplaklığıyla Ve gün ağardığında son kez Doğduğum günki gibi Güneş yüzüme vururken Senin için son kez öleceğim...


Çok iyi bir oyuncu oldum sonun da! yanlızlar oyunun da bir rol kaptım kendime. Hem de! baş roldeyim… Ama tebrik etmem gereken sensin biliyorum! Bu senin başarın ve ben seni ayakta alkışlıyorum bugün… Zaten benden başka oyuncu da olmayacak bu sahnede,öyle replik falan da yok ezberleyeceğim ,sadece bir hüzün olacak gözlerim de ve dudaklarım kıvralacak alaycı bir kendini küçümseyişle… Sen seyretmeyeceksin bu oyunu,öyle seyircide gelmeyecek izlemeye sadece bomboş bir salon ve kocaman bir sahne sahnede ben! Ve sessizlik hüküm sürecek … Kapalı gişe de kapalı bir oyun benimkisi, sahne hafif loş olacak benim gölgem ise perdelere vuracak biraz boynum bükük,birde ellerim boşluğa uzanacak… Ağlama sahnesi yok bu oyun da!gözlerim hüzünlü ama mutlaka kupkuru kalacak… Bu gece ilk oyunum biraz heyecanlımıyım ne? Ama yok başarmalıyım mutlaka! Senin yüzünü kara çıkarmamalıyım,ve bu gece en iyi yalnızları ben oynamalıyım. Göreceksin! asla yılmayacağım öyle heyecandan korkup saklanmayacağım perde arkasına… İşte o an geldi perdeler açılıyor ve ben yerimi alıyorum sahnede! Kulaklarım uğulduyor.. Birazda midemde sancı var! ama olmaz şimdi vazgeçemem, iyi bir oyuncu olmayı sen öğrettin bana ve şimdi benim oyunculuğumu kanıtlama zamanım…
Sahnedeyim artık ve...
‘’ YANLIZLIK’’ başladı…

İLK DEFA SEVİYORUM
Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için, paha biçilmez bir inci… Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim. Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin Ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim...
Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet, korkuyorum;seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet;seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum Uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten değil;dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum...
ÇÜNKÜ BEN iLK DEFA SEVİYORUM...
YORGUN53 İLKER UZUN...
Her şey yalan olabilir…
Ve hiç duymadığım yalanları söylemiş olabilirsin...
Kafamda dolaşırken binlerce soru işareti...
Sana dair tüm bilinmezliklerim ve yarım kalmışlıklarım...
Seni savunacağım kendime karşı
Yalan olabilirsin…Yalancı da…
Ama sen benim doğrumdun!!!...
Elimde yine yorgun kalemim, Zamansa yoğun bir güne hapsolmuş bir ikindi vakti... Kalemim, kâğıdıma gözyaşı dökmekte sanki...
Güneşin biraz suskun, bi o kadar da üzgün batışında akşam olmakta. Gözlerim bir yüreğimden kaleme dökülenleri, Birde gelmeyeceğini bile bile kapının kolunu yoklamakta...
Her geçen satırda biraz daha artmakta boşluğun, Her geçen dakika biraz daha koymakta yokluğun, Hani nerde an tanımaz deli sevdan, Hani nerde kış günü kalbimi terleten sonsuz aşkın, Nerde verdiğin sözler, yalan mıydı ölene kadar benim olduğun.
İşte ikindiyi de öldürdük aşkımızı öldürdüğümüz gibi... Güneş yine üzgün bakıyor her aşkın batışında olduğu gibi, Kelimeler biraz daha gözyaşına batırılmış çıkıyor bükülmüş dudaklardan, Yürek biraz daha titriyor baharın ortasında kışta kalmış gibi.
Sen…; baharda yağan zamansız kar tanesi, Ben…; bahara kanıp kara düşen aşk yorgun'u...
Sen…; yalanlarla aşk satanların ilk adresi, Ben...; sattığın son aşkın ta kendisi...
Ben yanlış mevsimde, Sahte sevgine düşmüş, Aşk yorgun'u
รﻪĸlﻪժıო รﻪռﻪ էüო հﻪկﻪllεгﻨოﻨ....
’'Yalnızlığını anlat bana… ‘’ Aldım elime kalemi, boş bir sayfa buldum sen’li yazılarımın arasında…
Yalnızlığı beklemeye koyuldum, beyaz düşlerime esir olan karanlık odamda Geldi, sensizliğin çarpıcı boşluğunda... Nefesim daraldı, yuttum içimde her n‘e varsa… Dört duvar dillendi sessizliğimden!
Sustu yakarışlar… Taştı sessizlik içimden… Kelimeleri karanlığa bıraktım hissedilebildiğince ! Ben konuştum, ‘o’ dinledi… Ansızın, sustum… Sessizliğini dinledim... Dinledikçe, Sevdim sonu çığlık olan yalnızlığı... Sarıldım kuytu gecelerde birtek o’na…! Ne bir şikayet ne bir bıkkınlık... Sevdim gecelerimde, adı yalnızlık olan, sessiz çağrını… O’na rehin bıraktım ruhumun derinliklerini...
Yine yalnızlığa alabildiğine konuştuğum bir gecede, Hayallerim düştü gözlerimden birer birer.. Yüreğimi gördüm karanlığın en ücra köşesinde.. Lime lime oldu gözlerimin önünde.. Tutamadım... Yetişemedim yüreğime ! İşte o gece, yalnızlığa yakardım sayfalarca.. Ben konuştum... Yine ‘O’ dinledi..
Öyle sessizdi ki.. İsyana meyilli sorularıma, cevap olamadı yalnızlığım.. O sustukça, ben haykırdım çaresizce.. Olmadı.. Sensizliğe çare olamadı… Duvarlarım yıkıldı benliğimin üzerine.. Nefesim daraldı, bu kez acıyla… Yutkundum, her kelimeyi yüreğime batırırcasına ! Sebebim oldu, her hecesi yüreğimi yakan kelime… Yalnızlığı, yalnızlığa anlattım gecelerimde...
Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda …
05 ottobre
GELME
Aralıksız batan sözcüklerinin,
an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana.
Dinleme. Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi... Bu defa dinleme! Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan,
ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum.
Ben çabuk yoruldum.
Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var.
Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin.
Varlığının bir anlamı olsun derken,
sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense.
Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu.
Böyle olmamalıydı. Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım. Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen!
Geçen her günde,
soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen,
durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma. Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını.
Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.
Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık,kan yaşları akıtıyorum. hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni.
Soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi?... Bil(m)iyorum....____________Kahırdan Artık hissetmiyorum...
Unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkıyı, bana bakışını, sevişini, sarılışını...
Yaşadık mı sahi senle? Gülüyordum galiba..Sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin.
Ben gülünce sen gülüyordun.
Sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde.
Şimdi fırtına var.
Gülmek bana yakışmıyor (mu) !! Edebiyatı seviyor(d)um.
Sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu.
Ben de hep yazıyordum. Bak yine yazıyorum... Küstüm, Gel____(me) artık. Aşk acı çekmekse Sev____(me) artık. Kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime, Kork____(ma) Çekmem fişini hayatın!!! Yoruldum, Kuramıyorum artık. Nolur, Gel_____(me)!!
Bunların sadece hâyâl olduğunu kimseye söyleme.
Herkes ben gelmeni istemiyorum diye bilsin.
Ne olur __________Gel be...
YORGUN53 İLKER UZUN...
BİR FOTOĞRAFA... Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan: "Önemli olan 'zamana bırakmak' değil, 'zamanla bırakmamak'tır..." Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
YORGUN53 İLKER UZUN..
EYVALLAH SEVDİĞİM
Her gidişinde şiir yazdım yokluguna… Yüzüne söyleyemeyip satırlara döktügüm sözler teselli etti beni. Yoklugunda seni yaşamaya,hayallerinle yetinmeye öyle alışmış ki yüregim… Varlıgın yetmiyor ! Hayallerimdeki ‘’Sevgili’’ sen degilsin ! Yıllardır içimde büyüttüğüm ‘’Aşkım’’ sen degilsin ! Yoklugundaki hayallerine aşıgım.
Yılların sevgisini bir gecede bitirecek kadar gözü karayım artık ! … Bu kez (ilk ve son kez..) ‘’Ben gidiyorum.!’’ Eyvallah Sevdigim … ‘’Beni yarı yolda mı bırakıyorsun ?’’ deme…Sus ! Duygu sömürüsü yapma ! Yetmedimi yıllardır sevgimi sömürdügün ??? Hiçbir gidişine ‘’Dur gitme’’ demedim… Sus Sevgili ! ‘’Gitme’’ deme. Gözümde büyüdüğün o yerinde kal….Düşme !! Çocuksun anlamıyorsun diyordun ya.
Belki çocuktum türlü oyunlarını fark etmiyor anlamıyordum. Büyüttü ihanet(ler)in benide … Masum çocugun gidiyor bu kez belki (ilk ve son kez…) Eyvallah Sevdigim… Seviyorum inkar etmem …
Kaç yılın aşkını bir gecede silemem… Belki bu kez sende seviyorsun : Bakma güldügüme inanıyorum sevgine.
Sadece şaka gibi geliyor … Artık çocuk degiliz kandırmayalım birbirimizi. Oyun degil yaşadıklarımız. Oyuncak degil kalplerimiz !... Uzatmayacağım veda cümlelerini… Beceremem bilirsin … Her defasında senin söyledigin gibi,,güzel bahanenle bitireyim bu aşkı … ‘’Gitmem gerekiyor üzülme’’ !!! … Bu kez belki (ilk ve son kez) … Eyvallah Sevdigim… Sözüm sözdür…Ben sen degilim ‘’Dönmeyecegim’’ …
YORGUN53 İLKER UZUN...

Bilmezdim sevginin de Bir Rengi Olduğunu An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma. An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında. Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında… Ne yolumdasın ne yolsun sen bana… Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu, Bilmezdim, umudun bir renginin de siyah olduğunu. Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim… Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım. Gölgen ki, düşüvermiş kalbime… Ne yakınsın ne uzaksın sen bana. Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu… Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu. Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk, Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk… Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle, Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana... Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu… Bilmezdim, gökkuşağının da çiçek gibi solduğunu. Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur. Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur. Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu… Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana Bilmezdim yağmurun suyu da hasretiyle kuruttuğunu, Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu… Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim… Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim. Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde… Ne yalansın ne doğrusun sen bana… Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu. Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu. Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur… Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur. Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda, Ne aşkımsın ne canımsın sen bana. Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu, Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu…
YORGUN53 İLKER UZUN...
ALLAH'ından bul...Ben Susuyorum..!!!!
Oyuncaktım ben hayatın elinde..Kolu bacağı kırılmış..Saçları yıpranmış..Eli yüzü çizik içinde.. Hırpalandım oyunu seven bebeklerin elinde.Yarınımı kaybettiniz..Sildiniz tüm umutlarımı.. Hiç hakkım yoktu benim sevmeye..Sevilmeye. Söyle bana hakedecek ne yaptım bunları..!Benmiydim yalandan seven, Benmiydim unutmam diyipte giden..!Kızgınım sana..Vurdumduymazlığına..En çokta kendime..!!!! Nasıl inandım neden değer verdim diye..Unutmuş seni gömmüştüm geçmişe.. Neden hatırlattın kendini söyle niye..!Hakedecek ne yaptım bunları.. Sevmeye yokmu bu kalbimin hakkı.Sevilmeye değmezmiydi bu zavallı.. Yıktın beni yıkıklarımın üstüne..Zaten çokça kırığım vardı cebimde.. Oyunu hiç sevmedim,keşke değmez olsaydı elin elime.. Kalbimi kirlettim senle..Lekeler çok derinde. Ben bir kez daha aptal yerine konmanın acısını taşıyorum içimde. Hakedecek ne yaptım..Sevilmeye değmezmiydi yüreğim. Sahte o kadar çok yüzün varki,yine onlardan birindesin.. Sen kalbi olmayan zavallı birisin. Kaybettiğim tek şey gururum..Onuda bundan sonra korurum.. Senin için lanet etmiyorum.Değmezsin biliyorum. Bu sefer o kadar iyimser değilim mutlu olmanıda dilemiyorum.. ALLAH'ından bul...Ben Susuyorum..!!!!

SUSTUM
Suskunluğumda bul benliğimi. Artık ne gözyaşımda Ne de ıslak sesimde bulacaksın sevgimi. Sustum Ve gömdüm duygularımı... Nedensizliklere sarıldım da Büküldü omzum, Dayanamadı yüreğim. Sustum can tanem, Kilitledim dişlerimi, Sıktım yüreğimin dudaklarını Ve sen olup da Kıvrandım acılarına... Dokunma yüreğime, Kanı çekildi damarlarımın. Dağlar acıdı Yağmur sustu Duyan yasta... Şimdi ey canda canım Unutmadan sendeki beni, Vermeden düşlere kara sevdanı, Kapat gözlerini ve N'olur dökmeden gözyaşlarını Düşün bu sevdanın aslı ne? Hangi rüzgar dağıtabilir ki duygularımızı, Hangi kalem yazabilir ki iç sızımızı, Hangi okyanus saklayabilir ki ağıdımızı, Hangi şarkı anlatır ki aşkımızı, Hangi yürek anlayabilir ki bizi? Sustum candamarım. Sustum, sen bilirsin beni... Ben bilirim seni. Biz bir avuç toprakta eş olduk, Biz bir damla gözyaşında sel olduk, Biz gurbetin türküsü olduk. Dinle... Sessizliği dinle Ve Suskunluğumda bul benliğimi.

BU GECE
Bu gece bambaşka bi gece benim için, Yalanlardan,sahtelerden arınmış gibiyim Öyle temiz,Öyle sakin,Huzurluyum ki bu gece, Senden kurtulmuş gibiyim...!
Sen ki hayatımın sonuna dek yanımda olucağını düşlediğim Sen ki varlığına güvenip hiçliğimi kabul ettiğim Sen;Sözüne güvenip yüreğimi senle sözlediğim Ve Sen ki Yaşadığım Koca Yalanım, Seninle geçen zamana acıdığım, Aldanıp Aldatanım, Herşeyim sanıp Hiçliğine şahit olduğumsun...!
Bu gece Çok başka benim için Varlığına kin güttüm yokluğuna Şükür ettim Senden,oyunlarından kurtulmuş gibiyim Öyle Ben'im ki bu gece, Hayata Belkide birdaha dilimi yakmaya korkmuyorum, Bu gece Senden Kurtulmuş Gibiyim...!
Aslında bu gece içimden yazmak bile gelmiyor sana, Ama yazıyorum çünkü içimdeki son zehri akıtıyorum İçimde sana kalan son parçayıda bırakıyorum bu yazıda, Biliyorum yine arıyacaksın beni mumla, Yine hayatımın yakınlarından geçip darmadağın etmeye çalışıcaksın beni, Biliyorum sensiz mutlu olmamı istemezsin, Ama buna hakkın yok be Aşk Arsız'ım Mutlu edemediğini mutsuz edemez ki insan! Artık kendine kendin gibi birini bul
Beni merak etme, Bu sefer yanılmıycam, Seni yanıltıcam
Boşuna demedim ya, Bu gece bambaşka bi gece, Senden arınmış gibiyim, Tertemizim...!!! Bugünü milat kabul ettim!
Çok çekti Çok Çok üzüldü Çok Habire alev alev yandı söndü bu yürek Ama yine yitirmedi o Aşk'a inancını....!!!
Seviyorum seni işte......zaten saklamadım da.... hiç bir şekilde düşünmeden... tartmadan... sorgulamadan sevdim seni.... yarını düşünmeden sevdim...beklentisizce sevdim...yok ki dahası... adeta su gibi aktın gönlüme...
ahhh birde hasretliğin olmasa.... nasılda özlüyorum bilemezsin... özlemim kıskançlıklara dönüp fırtınalar koparacak kadar esiyor ama biliyorum ki sen bunları sevmezsin...işte o zaman hep susturuyorum deli deli sözlerimi..suskun dilimde aşkımsın....düşlerimin pembesi... sevdamın moru...tenimin arzususun....
hele bir de bana gelişin var yaaa....yüzüme aşkının tatlı tebessümü yayılıp huzuruna dalıp giderim sen bilmezsin... sevdiğimi biliyorsun yaa baska söze ne gerek! ! !

SEN GİDERKEN DİYEMEDİKLERİM
Duydum ki; Unutmak istemişsin adımı, Yakmak istemişsin hatıralarımı. Ne diyebilirim ki, Ben senin günahlarına kefil olmuşken Sen adımı unutmaktan başla ilk önce. Sonra da hatıraları yakmakla devam et. Yeter ki sen unut beni.. Dağ olur katlanırım yalnızlığına, Toprak olur alışırım yokluğuna.. Unuttuğunu bilsem de , Yine ben kefen olurum acılarına.. Haydi adımı sil dudaklarından.. Sonra da , Fakir yüreğimi sonsuza dek çıkar hayatından.. Yollarında toz, Dudaklarında söz olmuşken.. Git hadi... Sana verebileceğim tek birşey vardı; Yamalı bir yürek.. Canımı " canından " sök de git... Merak etme, Gözlerimde kanasa da adın, Yüreğimde yine sana ağlarım. Sen istemesen de, Sen beni sevmesen de, Koynundan ölüme koşarım.. Giderken, Dudaklarıma mühürle taze günahlarını. Yüreğinde tek bir cümle kalmasın bana dair. Sen unut beni. Hatıraları da hiç yaşanmamış say... Dudaklarında ölmüşken, Ölümle hayat arasına Meteliksiz yokluğun girse Ne fark eder ki sevgili... Git hadi, Bırak sevdam ıslanmasın parmaklarında Bırak adım anılmasın dudaklarında.. Adımı unutmuşken, Beni iki dudağın arasına gömsen Ne fark eder ki sevgili.. Ben yaşarken " sana " ölmüşüm... Giderken benli hatıraları sök takvimlerinden. Sende hiç var olmadığımı, Yüreğine hiç dokunmadığmı düşün. Yarım bedenimi dudaklarında öldürerek git.. Hadi bekletme elindeki tetiği. Körpe acılarını , Soğuk namlunun ağzına verip Günahlarınla tam yüreğimden vur beni.. Yüreği beş para etmez bu aşığı, Bir ikindi vakti, İki dudağın arasına kefensiz göm..
YORGUN53 İLKER UZUN...
28 agosto
SENI ARIYORUM Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum...
 Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum...
 Anlatacak nelerim var bir bilsen Içimde ihtilaller kopmuş Kendimi sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum...
 Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz. İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel gör ki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum...
20 agosto
Bırakın Gitsin
Söyleyin ne verdi bana dertlerden baska Küstürdü beni sevgiye,hayata ve aska Benimde elbet birgün sans1m dönecek, Birakin su zalimi birakin gitsin. İnanin sevilmek çok geldi ona Simdi onuda dünyasi çöksün O da ask acicini bu derleri görsün Birakin bizim sevdamiz burada bitsin. Yasatmadi bana bu askimizi doyasiya Zehir katt1 ekmegime, suyuma, asima, Bahari görmeden kisi getirdi dallarima Birakin su zalimi birakin gitsin..
Anmayin yanimda o vefasizin adini Tekrar kanatmayin su kapanan yarami Çok çektim ben ondan tekrar bana bunu yüklemeyin Birakin su zalimi ne olursunuz birakin gitsin...
KAYBEDiNCE ANLAYACAKSIN...
Beni kaybedince anlayacaksın yüreğimi O koca boşluğu doldurduğumu düşüneceksin, Yeşerttiğim sevgiyi hissedeceksin, İkimizin adına, Koca bir sevda yazdığımı, Altına imzamı attığımı Göz yaşlarımla... İçin burkulacak, Sarılacak birini arayacaksın...
Beni kaybedince anlayacaksın hayatımı Sadece senden ibaret dünyamı göreceksin, Saatlerce konuştuğumu Sadece senle yaşadığımı, "Hayat sensiz olmuyor" deyişlerimi hatırlayacak, İçin titreyecek, Isıtacak birini arayacaksın...
Beni kaybedince anlayacaksın aşkımı, Gözlerinin önüne gelecek; "Seviyorum" derkenki gözlerimin parıltısı, Bir sevdanın böyle delice, Böyle katıksız içten yaşanabildiğini fark edeceksin, Yüreğin kanayacak, Yaralarını saracak birini arayacaksın... Ben çoktan gitmiş olacağım....
15 agosto
Hani hayaller var ya kurulmaya değer Anlar var ya içinde olmaya değer Nasip kısmet var ya merakla beklenen İnsanı yakan sevgiler var ya kül olmaya değen
 Bir sevgili var ya yanında olmaya değen İstenen sevgi var ya beklemeye değen Tertemiz kalpler var ya yaşamaya değer Mutluluk var ya ağlamaya değen Emekler var ya aşk için feda etmeye değen Yanlışlar var ya düzeltmeye değer Eski günler var ya bugünü feda etmeye değer Canım demek var ya söylemeye değer Elinden tutmak var ya ölmeye değer Konuşmak ister ya insan dilsiz kalmaya değer Teninin kokusu var ya içine çekmeye değen İçinden seven var ya onunla yaşamaya değen...

Geç anladım zamanın da yorulacağını ve o güzelim saatlerin de bir gün duracağını. 'Günaydın' dendiğinde karanlıklarla savaşılmayacağını, 'iyi uykular' dendiğinde güneşin aranmayacağını
Kimbilir belki yanlış bir yerden başlamıştı hayat, ama doğmakla anlaşılmaz ki hayatın değeri. O müthiş kavuşmasını görmeseydim bedenin toprakla, belki daha da anlamayacaktım hayatın önemini.
Yüreğimin tozunu aldım dün gece. Tarihleri karaladım, pusulamı kırdım, kitapları topladım, mektupları yırttım, gemileri yaktım, çığlık çığlığa uzandı hayat kollarıma.
Gitme demişim yüreğime, gitmemiş..
En güzel yerinde durdurdum şimdi, seyrediyorum eski filmi. Baştan yazılabilir mi aynı senaryo, tekrar çekilebilir mi aynı film, oyuncular hala aynı oyuncu mu? ...
Gitme demiştim yüreğime, gitmemiş bak...
Giden başka şeylermiş....
Yüreğimin tozunu aldım dün gece, orada sana ait hiçbir şey kalmamış...
BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin
YORGUN53 İLKER UZUN...
BELKİ BİR GÜN!!!
Belki bugün seni son kez özlüyorum Nedenini bilmediğim bir rahatlama Belki bugün senin için son kez acıtıyorum içimi Soluk yüzümün gereksiz hali ağlama
İnce bir çizgide yürümüyorum bugün Dağıttığın hayatımı topluyorum Son kez kalbimin senin için hızlı atmasını istiyorum İz bıraktığın yaralarıma son kez acıyarak bakıyorum bugün
Üzüldüğüm şey senin bitmiş olman değil Benim gerçekleşmeyen hayallerim Dilimin ucunda kalan son tadın Yanaklarımı ıslatan yalnızca aşkın değil
Hızla çoğalan anılar boğuyor bugün Avcumda gördüğüm yüzünü çarpıyorum yüzüme İnandığım her şeyden uzaklaşıyorum bugün Son kez hatırladım sözlerini,özgürce çarptığın yüzüme
Seni kırıdığım için son kez üzülüyorum Son kez senin için kendimle yüzleşiyorum Gözyaşım yine çok fazla ve ben son kez bu kuru toprağını ıslatıyorum Sana son kez sevdiğimi sessizce bir şeytan gibi fısıldıyoruım
Sana hayranlığımı bugün ilk kez dile getiriyorum Hayatımı kusursuzluğunla güzelleştirmiştin Seni bugün ilk kez kayıp bir portre gibi hayatımda görüyorum Hayatıma girip beni ölesiye nasıl da büyülemiştin
Sana ulaşamamamın korkusunu bugün son kez yaşıyorum Ama sana hiç ulaşamamış olmam bu korkuyu daha çok büyütüyor. Seni kaybetme korkusunu bugün aşıyorum İŞTE! Seni sana asla ulaşamayacağım sonsuzluğa yolluyorum.
Sensiz yaşamayacağımı son kez düşünüyorum. Bugünü son günümmüş gibi yaşamak istiyorum. Doyasıya senin olmayı son kez istiyorum.
Mükemmel bir ölüm diliyorum aşkım için...
16 maggio
YaLnıZLıkLa DoLu HaReßemDe KRaLLaR Gißi YaŞıYoRuM...
Bazı akşamlar başımı pencereye dayar Uzayıp giden ucu bucağı görünmeyen yollara bakar Uzak çok uzaklara dalar gider gözlerim.
 Geceler geceler boyu ağladığım geçmişime Yaşamak zorunda kaldığım bahtı kara kaderime Özlediğim çok özlediğim dillere destan sevgim Geçmişte kaldı geçmişte...
 Sevgiyle içten bir bakışına ömrümü verdiğim Bir tatlı sözüne gençliğimi serdiğim Bir gülüşü için acılarına sevgiyle sarıldığım Yollarına dalımda filizlenen tomurcuk güllerimi serdiğim Sevdiğim çok sevdiğim deliler gibi sevdiğim Geçmişte kaldı geçmişte...
 Adını gökyüzüne yıldızlarla yazdığım Saçının her bir teline ömrümden bir yıl adadığım Ömrümden koparıp onun ömrüne uladığım Geçmişte kaldı geçmişte...
 Bir ananın çocuğunun yolunu gözler gibi hasretle yollarını gözlediğim Kapıdan attığı her adıma kurbanlar adadığım Sesini her duyuşumda kendimi semalarda bulduğum Geçmişte kaldı geçmişte...
 Kalbime koyduğum aşkıyla destanlar yazdığım Sevdası uğruna hayatımı yoluna koyduğum yaradandan sonra tapılacaksa taptığım Geçmişte kaldı geçmişte...
 Küçük mutluluklarınım can damarı Minik tebessümlerimin güç kaynağı Küçük kalbime sığmayan büyük aşk deryası Geçmişte kaldı geçmişte...
 Aşkını ömrüme sığdıramadığım İki tane gülüne gençliğini adadığım Acı sonu karşısında bağrıma taşlar bastığım Geçmişte kaldı geçmişte..
YÜREĞİNDE
Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim. Ya da gözlerin denizin maviliğine daldığında… Uzakta ufuk çizgisinde sadece dumanı görünen o geminin içinde benim olduğumu düşünmeni isterim. Küçük bir meyhanede, rakıya meze yapıp içerken ve birbiri ardına özlem şarkılarını dinlerken yanında ben olmak isterim. Çakır keyif olup, masadan kalktığında,
sokakta hafif hafif sallanarak yürürken de… Beni hatırlamak istersen, her yeni doğan günle birlikte çıkarım karşına,
güneş olur ışığımla aydınlatırım seni. Buram buram bir kahve kokusu olurum. Sokakta oynayan çocukların sesinde işe gitme telaşına düşmüş insanların gözünde, yere düşmüş yaprakların çıtırtısında bulursun beni. İstersen, duyduğun her ses beni hatırlatacaktır sana. Bazen bir kuş olup öterim pencerende. Bazen bir tren gibi tıkırtılarla geçerim önünden. Sözlerini ezbere bildiğin ve söylemekten asla bıkmadığın şarkı olurum. Sen o şarkıyı değil beni söylersin aslında. Beni görmek istersen hep karşında olurum. Gökyüzündeki beyaz bulutların arasındayım, ben. Başını yukarı kaldırman yeterli beni görmek için. Yolda rastladığın herkes benimdir aslında.
Dostlara selam verirken o selamı ben alırım. Komşunun hatırını sorarken aslında bana “Nasılsın” demişsindir. Benimle çıkarsın yola her sabah, akşam evine benimle dönersin.
Gittiğin her yere gelirim seninle. Sen yorulduğunda yorulurum ben de.
Sen oturduğunda oturur, kalktığında kalkarım. Eğer istersen bütün gece başucunda saçını okşarım sen uyurken. Yüzünde gülümsemeyle uykuya dalışını izlerim. Bana dokunmak istersen bir çiçeğin yapraklarında olurum ben. Yeşilin, kırmızının, sarının mavinin en canlısındayım. Elini uzattığın her yerdeyim. Dokunmak istersen bana kendine dokun. Çünkü ben her zaman sendeyim. Dudaklarındaki ateşim, tenindeki sıcaklık. Vücudunu ürperten rüzgârım ben. Hep sendeyim ben. Oradayım, beni görmek istediğin yerde.
YÜREĞİNDE…
Sus yüreğim. Feryat etme...
Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük çocuklara.
Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.
Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını.
Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin?
Anlarmıydın dilimden, konuşmadan susarmıydık öylece.
Yoksa yeni bir alfabemi yazardın her harfi bir çiçekten.
Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu.
İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu.
Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin? Sağlam dur yüreğim...
Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden.
Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim... Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı...
Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik…
Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu?
Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum?
İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi?
Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde? Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini... Üzerine sıçratma kuruntuları.
Zaten giderek büyüyor gece… Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar?
Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden.
Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle.
Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi… Kaç bahar olur bir ömürde kalbim?
Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi? Sorma artık yüreğim. Sus yüreğim, Feryat etme…
YORGUN53 İLKER UZUN...
|